İz Bırakanlar

ATATÜRK´ ÜN DADAY´ A GELİŞİ

Her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramını Dadaylılar büyük bir coşku ile kutlarlar. Çünkü o gün, Atatürk´ün Daday´a ziyaretlerinin yıldönümüdür. Atatürk´ü Kıyık Tepesinde atlıların karşılaması bu günkü at yarışlarına ilham kaynağı olmuştur. Kılık kıyafet inkılabı için Kastamonu´ya gelen Atatürk´ü Dadaylılar ilçelerinde görmek istiyorlardı. İlçenin ileri gelenlerinden oluşan bir heyet Kastamonu´ya giderek Atatürk´ü Daday´a davet ettiler. 30 Ağustos 1925 günü Atatürk ve yanındakiler (zamanın Kastamonu Valisi Fatih Güvendiren ve İnebolu Belediye Başkanı Hüseyin Kaşif Bey (Karagülle oğlu) bir otomobille saat 14.00 da Kastamonu´dan Daday´a hareket etti. Atalarının Daday´a geleceğini duyan Dadaylılar ilçenin girişindeki Kıyık mevkiini doldurmuşlardı. İlçelerini zafer tank´ları ile süslemişler, kadınlar mahalli giysileri içersinde,erkekler yeni serpuşlarıyla, kalabalık bir atlı grubu karşılamaya hazırlanmıştı. Saat 15.20´de beklenen an gelmişti. Paşa Dadaylıları başını eğerek selamladı. Alkışlar arasında Hükümet binasına gelen Atatürk, bütün daire memurlarını kabul etti. bilgiler aldı. Daha sonra eski Belediye binasında misafir edilen Atatürk, burada Daday´ın sakinleri ve köylüleri ile ilçenin sorunları üzerinde sohbet ettikten sonra, balkona çıkarak şu konuşmayı yaptı.

" DADAY´A GELDİĞİMDEN DOLAYI ÇOK MEMNUNUM, DOĞRUSUNU İTİRAF ETMEK LAZIM GELİRSE, ARZEDERİM Kİ, BU MEMNUNLUĞUN BAŞLICA SEBEBİ, DADAYLI´LARI BANA VE BENİM GİBİ BURALARI GÖRMEMİŞ OLANLARA TANITTIRANLARIN NE KADAR YANLIŞ TANITTIRDIKLARINI ANLAMIŞ OLMAKLIĞIMDIR.SİZİ BİZE BAŞKA TÜRLÜ ANLATTILAR; "BURALARI,CEHL VE TAASSUP İÇİNDEDİR " DEDİLER. ŞİMDİ GÖRÜYORUM VE PARLAK YÜZLERİNİZDEN ANLIYORUM Kİ BUNLAR ÇOK ŞUURSUZ VE YALANCI SİMALARMIŞ ; BEN SİZDEN ALDIĞIM İLHAMLA, BUGÜN ONLARDAN NEFRET EDİYORUM. BENİM BÜTÜN KASTAMONU VİLAYETİNDE OLDUĞU GİBİ, BURADA DA GÖRDÜĞÜM HAKİKAT BUDUR; ZİHNİYETİNİZ YÜKSEK, DİMAĞLARINIZ NURLA DOLUDUR. BÖYLE OLMASA, BUGÜN GÖRDÜĞÜM ŞEKLİN BİR GÜNDE MEYDANA GELMESİNE İMKAN OLURMUYDU ?.. ARKADAŞLAR SİZİ BİZE BÖYLE TANITAN, SİZİ TEMSİL EDENLERDEN BAZILARIDIR. DEMEK Kİ ONLAR, SİZİN HAKİKİ HAYATINIZA BİGANEDİRLER. BURADA GÖRDÜKLERİMİ ANKARA´DAKİ ARKADAŞLARIMA ANLATACAĞIM VE ALEYHİNİZDE SÖYLENECEK SÖZLERE KARŞI, SİZİ VE HAKLARINIZI BİZZAT BEN MÜDAFAA EDECEĞİM.

ARKADAŞLAR ! MEMLEKET SİZİN VE ORDUNUZUN KAHRAMANLIĞI İLE KURTARILMIŞ, REFAH VE SAADET YOLUNA GİRMİŞTİR. BU YOL ÜZERİNDE BÜYÜK BİR EMNİYETLE YÜRÜMEK, HAKİKATLERİ TESBİT ETMEK İÇİN BUNDAN SONRA DA ÇALIŞMAK LAZIMDIR. GECE GÜNDÜZ ZATEN ÇALIŞIYORSUNUZ.ÇALIŞINIZ !... HAKİKİ ÇEHRENİZİ CİHANA TANITALIM...

ARKADAŞLAR ! SİZDEN AYRILIRKEN BÜYÜK BİR VİCDANİ HAZ İÇİNDEYİM, BUNDAN DOLAYI, SİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM." Belediye binasından çıktıktan sonra yürüyerek Seydibeyzade Abdullah Efendi Konağına gitti. Seydibeyoğlu konağında yemek verildi, balkonunda kahve ikram edildi. Nihayet ayrılık saati yaklaşmıştı. Saat 17.00´da Kastamonu´ya hareket ettiler. Dadaylılar da peşinden Kıyık mevkiine kadar gelmişlerdi. Daday´dan çok iyi duygularla ayrılan Atatürk Kıyık´ta otomobilini durdurarak indi. - Durun, " ŞU GÜZEL DADAY´A BİR DEFA DAHA BAKAYIM." Diyerek ilçeyi uzun uzun seyretti ve tekrar vedalaşarak ayrıldı.

MERHUM ESKİ BAŞBAKANIMIZ BÜLENT ECEVİT

MUSTAFA ADI DEDEDEN Ecevit'in, nüfus cüzdanında yer alan, ancak kendisinin kullanmadığı, bu nedenle de kamuoyunda bilinmeyen ‘Mustafa' adını, dedesi Mustafa Şükrü Efendi'den aldığı bildirildi. Gazeteci-yazarSadık Albayrak'ın araştırmasına göre, padişah'ın huzurunda ders verecek kadar önemli bir‘Medrese Hocası' olan dede Mustafa Şükrü Efendi'nin, ‘Dadaylı Mustafa Şükrü Efendi've ‘Çinli Hoca' diye tanındığı da belirtildi. Bugün, İslami kesimlerce ‘büyük din alimi' diye adından saygıyla söz edilen Mustafa Şükrü Efendi, dini sorunları araştırıp sonuca bağlayarak, bir anlamda ‘Dini Danıştay' görevi gören ‘Meclis-i Tetkikat-ı Şer'iyye', yayınlanacak kitapların dine uygunluğunu denetleyen ‘Tetkik-i Müellefat Encümeni' ve yetim malları üzerindeki dini hakları saptayan ‘Meclis-i Eytam' üyeliklerinde de bulundu.

ECEVİT'İ GÖREMEDİ Mustafa Şükrü Efendi'nin ailesinin, memleketi Daday-Gulam'da ‘Kürt-zade' diye bilindiği de öne sürüldü. Torunu Ecevit'in doğumundan 7 ay önce, 23 Ekim 1924'de öldüğü bildirildi. Ecevit ise 28 Mayıs 1925'de doğdu. Moldovancı Ali Paşa Kastamonu'unun Daday ilçesinin "Sorkun" köyünde doğmuştur. Genç yaşında iken İstanbul'a gelmiştir. Bostancı ocağına girmiştir. Cesur olup Bursa'da bazı muamelelerinden dolayı "Moldovancı" lakabını kazanmıştır. Sonra haseki olarak Filibe'ye gönderilmiştir. Mart 1761'de Bostancıbaşı olmuştur.[1] Mayıs 1762'de vezirlik rütbesi verilerek Rumeli beylerbeyliği görevi verildi. Sonra sırasıyla 1762/1763'de Bosna eyalet valisi, 1766/1767'de Diyarbakır eyaleti valisi, sonra Anadolu beylerbeyliği, Nisan 1767'de Konya eyalet valisi, 1768/1769'de Adanaeyalet valisi ve sonra Maraş eyalet valisi görevleri yaptı. 1768'de Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Bender seraskeri olarak ordu komutanlığı yaptı. 1769'da Yaş muhafızlığına atandı. Temmuz 1769'da Hotin seraskerliği görevi verildi. Bu görevde iken Hotin'e hücum eden Rus ordusunu bu kale önünde mağlubiyete uğratıp geri püskürttü.[1] 16 Ağustos 1769'da Yağlıkçızade Nişancı Hacı Mehmed Emin Paşa sadaretten azledildi ve onun yerine sadrazamlığa getirilerek, "serdar-ı ekrem" görevi verildi. Fakat Rus orduları tekrar taarruza geçti ama bu sefer komutası altında olan Osmanlı ordusu Hotin önünde mağlup oldu. Bu başarısızlığından dolayı 12 Aralık 1789'da hem sadrazamlıktan hem de serdar-ı ekremlik görevinden azledildi. Yerine İvazzade Halil Paşa sadrazam ve serdar-ı ekrem olarak tayin edildi.[1] Moldovancı Ali Paşa, azlinden sonra Gelibolu'ya sürgüne gönderildi. 1770'te affedilerek Seddülbahir muhafızlığıyla Boğaz seraskerliği görevine getirildi. Yaşı ilerlediği için Şubat 1772'de emekli yapıldı. Tekirdağ'da oturmaya memur edildi. 1773'de bu şehirde öldü.

PROF. DR. FAHRİ ECEVİT
Merhum Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit´in Babasıdır. 1800´ lü yıllarda Fahri ECEVİT´ in dedeleri Erzurum dolaylarından kalkarak Daday İlçemiz Sarıçam Küyü´ ne yerleşmişlerdir. Dede Mehmet Ali Efendi Daday´ lı bir hanımla evleniyor ve bu evlilikten Fahri ECEVİT´ in babaları olan Mustafa Şükrü Efendi ile Hoca Ahmet Efendi dünyaya gelmiştir. Mustafa Şükrü Efendi II. Abdülhamit döneminde Din Bilgini olarak devletin çeşitli kademelerinde görev yapmıştır. Prof. Dr. Fahri Ecevit 1896 yılında İstanbulda doğmuştur. 1918 yılında Darül´ Fünun´ dan Pekiyi derece ile mezun olmuştur. İzmir Kırkağaç ´ a hükümet tabibi olarak tayin edilmiştir. Daha sonra İstanbulda posta ve telgraf tabibliği görevini yapmıştır. 1925 senesinde ise Ankara´ ya adli tabib olarak atanmıştır. 1937 de adli tıpta profesör ünvanını almıştır. 1938 de Kastamonu´ da hükümet tabibi olmuştur. 1940 ta Ankara Üniversitesinde Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olmuştur. 1943´ ten itibaren 7. ve 8. Dönem Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu Milletvekili seçilerek TBMM´ ye girmiştir. Adli Tıp Kitabı, Muhtelif Makaleleri, Ulus Gazetesinde yazılan yazıları ve konferansları olan Prof. Dr. Fahri ECEVİT 1951 yılında ölmüştür

ZİYA GÖĞEM
Ziya Göğem, 19i2'de Daday'da doğmuştur. Lisenin 1931 mezunlarındadır. Askeri Tıbbiye'de okumuş, çeşitli yerlerde doktorluk yapmış ve 1965'de emekli olmuştur. Tıp Fakültesi ve Tıp Talebeleri, Millet Hakimiyeti Her şeyden Üstündür. Beş Gün Humması gibi küçük çaplı yazılan yayınlanmıştır. Murat Dağlan adlı romanı ve İçten Gelenler adlı şiir kitabı vardır. Asıl önemli eseri Dadaylı Miralay Halit Bey adlı iki ciltlik biyografi araştırmasıdır. 2 Nisan 1981 'de ölmüştü




HALİT AKMANSÜ
Halit Akmansü, (1884 – 10 Şubat 1953) Türk asker ve siyaset adamı.Dadaylı Halit Bey olarak da tanınır. Sivas Kongresi'ni engellemek isteyen Elazığ Valisi Ali Galib'i durdurması onunMilli Mücadele’ye önemli katkılarından birisidir. Kurtuluş Savaşı sırasında Kurmay Albay rütbesiyle önemli askeri harekâtlar yönetti. Dumlupınar Meydan Muharebesi'nden sonra Yunan başkomutanı Trikopis' i esir aldı. II. TBMM'de Kastamonu milletvekili olarak görev yapmıştır. Yaşamı[ 1884 yılında Kastamonu'nun Daday ilçesinin Kelebek köyünde doğdu. Kastamonu Askerî Rüştiyesi ve Bursa Işıklar Askeri İdadîsi’nden sonra 1903-1906 Mekteb-i Harbiye'yi başarı ile bitirdi.

Askeri yaşamı
1906'da sınıfının ikincisi mülâzım olarak orduya katıldı Erkân-ı Harbiye Mektebini bitirerek kurmay yüzbaşı oldu. I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesiçarpışmalarına katıldı. 14 Haziran 1915 ile 15 Kasım 1918 yılları arasında İngiliz ve Arap aşiretleri ile yapılan bütün savaşlarda birinci yetkili Türk komudanı idi. 15 Kasım’da Musul’u terk ederken savaşlardan arta kalan silah ve malzemeleri güvenle Diyarbakır'a nakletti (Bu malzemeler daha sonra Kurtuluş Savaşı’nda kullanılmıştır). Mondros Mütarekesi imzalandığında Diyarbakır’daki 13. Kolordu’nun kurmay başkanıydı. İstanbul Hükümeti tarafından Sivas Kongresi’ni dağıtmakla görevlendirilen Ali Galip'in engellenmesinde büyük rol oynadı. 1921’de Sakarya Savaşı’nda 3. Kafkas Tümeni'ni, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde 5. Kafkas Tümeni’nin komutanlığını yaptı. 2 Eylül 1922’de Küçük Asya Ordusu başkomutanı Yunan General Trikopis'i ve 2. Kolordu Komutanı General Dijennis ile 13. Tümen Komutanı Albay Vandelis'le 39l subay, 4385 eri Karacahisar köyü yakınlarında teslim aldı. Bu subaylar arasında İzmir'in işgali sırasında şehre ilk giren Efzun Alayı’nın komutanı da vardı. Esirleri ordu karargâhına götürmeden Trikopis’e, “İsteseydiniz İzmir’e ulaşır, oradan da gemilerle Yunanistan’a geçebilirdiniz. Bunu yapmayarak niye bize teslim oldunuz? ” diye soran Albay Halit Bey, şu cevabı aldı; “Evet, biz bunu yapabilirdik. Subaylarımızla bir toplantı yaptık. Saatlerce ne yapacağımızı tartıştık ve kaçıp Yunanistan’a dönmektense, Türk askerine teslim olmayı yeğledik. Çünkü Atina’ya vardığımızda bizi derhal idam ederlerdi. Oysa biz, Türk askerinin bize iyi davranacağından emindik!"” Siyasi yaşamı Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal’in isteğiyle askerliği bırakıp siyasete girdi. 1923’de TBMM 2. Dönem Kastamonu milletvekili seçildi. Halit Bey, Halk Fırkası’nın ilan ettiği “9 umde”yi benimsemişti.[1] 3 Mart 1924 günü Hilafetin lağvını emreden kanun Meclis gündemine geldiğinde genel kurulda söz alarak itirazını dile getirdi.[1] Halifetin kaldırılmasının daha önce açıklanan 9 umdenin ikinci maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile bu teklife karşı çıkıyordu. Yapılan oylamada kanun aynen kabul edilince Halit Bey Halk Fırkası’ndan istifa etti. Bu, partinin tarihindeki ilk milletvekili istifası idi.[1] İstifadan sonra mecliste bağımsız çizgide kalan Halit Bey, 17 Kasım 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF) kurulunca bu yeni fırkaya geçti.[1]. TCF mensupları İzmir Suikastı sebebiyle tutuklanarak İzmir’e sevk edildiklerinde bu karardan istisna tutulan tek Terakkiperverli oldu. Terakkiperver Fırka’nın kapatılmasından sonra siyaset yaşamına bağımsız milletvekili olarak devam etti. Mebusluk görevi 1927’de sonra erdikten sonra emekli oldu. Hayatını İstanbul’da sürdüren ve ekonomik sıkıntı çeken Akmansü, kendisine yapılan mebusluk tekliflerini de kabul etmedi.[1] 10 Şubat 1953’de İstanbul'da hayatını kaybetti.Karacaahmet Mezarlığı’'a defnedilen naaşı, 1988'de Ankara’daki Devlet Mezarlığı'na nakledilmiştir.

HAYRETTİN HIZIR:
Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır. Halil Hayrettin’in talebesi olan Hayrettin Hızır, İstanbul’un büyük medreselerinde müderrislik yaptıktan sonra saraya geçmiş. Sultan Selim’in kendisine büyük saygı duyduğu âlim olarak şöhret bulmuştur. H.900’ lü yıllarda ölen Hayrettin Hızır, Kastamonu İl’inin Daday ilçesindendir. Alim, fazilet sahibi, sohbeti hoş ve mütevazı bir şahsiyet olan hayrettin Hızır’ın devrin büyük alimlerin arasında da müstesna bir yeri vardı.

HAYRETTİN EVHAT:
Kanuni Sultan Süleyman’ın hocasıdır. (öl. H.950) “Kanuni Sultan Süleyman 27 Nisan 1495’te Trabzon’da doğdu. Babasının Trabzon sultanlığı zamanında, küçük yaşlarında Daday’da bir hak dostu olan Evhad oğlu Hayrettin Efendinin yanına yetiştirilmek için verildi. Akli ve nakli ilimlerde âlim, fen ilimlerinde bilgi sahibi oldu. Kuyumculuk sanatını öğrendi. Tarihçi Hammer

ABDÜL BAKİ AHMET ZİYANETTİN TÜMTÜK
1877 Yılında Daday da doğdu. Türk Hava Kurumu 1948 - 1950 yıllarında Kastamonu Millet Vekili oldu.

ABDULLAH HAMDİ EFENDİ
1868 Yılında Daday da doğdu. Konya ve İncesu da Kadı yardımcılığı yaptı

DR. FAZIL BERKİ TÜMTÜRK
1881 Yılında Daday da doğdu. Göz Hastalıkları Uzmanlığı ve 1922 de Millet Vekilliği yaptı.

HASAN ÇELEBİCAN
Harbiye öğrencisi iken 1.Dünya savaşına katıldı. İngilizlere esir düştü. Askeri okullarda komutanlık yaptı. 1953 te Korgeneral 1956 da Orgeneral, 1957 de Jandarma Genel Komutanı oldu.

HASAN HAKKI EFENDİ
1863 Yılında Karaca köyün de doğdu. Büyük hocalardan Tasavvuf dersi aldı. Azdavay - Cide de kadılık yaptı.

HASAN RIZA BEY
1887 Yılında Kastamonu da doğdu. Daday da dava vekilliği yapmış, Daday Müdafai Hukuk cemiyetini kurmuş.

İSMAİL EFENDİ
1850 yılında Daday Vran-yaka köyünde doğmuş. Mekteb-i Nüvvab'a (Hukuk Fakültesine) 1889 yılında bitirdi. Orhangazi ve Preşova da Kadı görev yaptı. 51 yaşında vefat etti.

MEHMET EMİN EFENDİ
1863 yılında Daday da doğdu. Rumeli Kazaskerliği Müraselesi ve Mahfel-i Şerriyat Mahkemesi katipliğinde çalıştı. 1908 de Cide naibi oldu. 1912 de Karaburun ve 1914 de Sivas zara kadılığı yaptı.

MEHMET HULUSİ EFENDİ
1864 yılında Daday da doğdu. 1896 da Hareket-i 1899 da Musıla-i Süleymaniye rütbelerine kavuşan ilim adamı Osmanlı Nişanının sahibidir.

MUSTAFA ŞÜKRÜ EFENDİ
1851 Yılında Daday Gülam köyünde doğdu. Kuva-i Milliyeği ve Milli Mücadele lehinde gazete yazarlığı yapmış Kastamonu Millet Vekili seçilmiş, Gazeteci, şair, siyasetci ve Başbakan olan Bülent Ecevitin Babasıdır.

TÜMGENERAL GALİP ULAŞ
1893 Yılında Daday da doğdu. 1912 yılında Harp okulunu bitirip orduda önemli görevler almıştır. 1916 da Araplara sonrada İngilizlere esir düşmüştür. 1920 tarihinde TBMM Muhafız Taburu Komutanlığı yapmış. 1921 de İstiklal Savaşına katılmış. İstiklal Savaşı sonrası Harp Akademisini bitirdi. 1944 de tümgeneral rütbesine terfi etti.